Feci'nin Blogu

30 Aralık 2024 Pazartesi

Bir fotoğraf / 2024 ve 2025, / Yani Hayat.

Bir fotoğraf / 2024 ve 2025, / Yani Hayat.2024 son günlerini yaşadığımız bu günlerde galiba dündü, sosyal medyada sevgili arkadaşım Dr. Emin Ergen’in bir fotoğrafını ve kendi tanımıyla “şiirimsi dizelerini” gördüm. Bilemiyorum nerede çekti, hangi sokak,  hangi ülke,  ne zaman ve bu yaşlı adamlar kimler? Ancak bu dokunaklı fotoğraf ve naif dizeleri bugünlerde çok düşündüğüm “zaman” üzerine kocaman bir çentik attı. Şiirimsi dizelerinde arkadaşım fotoğrafın altına şöyle yazmış: 

Sohbet ve ötesi                                                                    Muhabbet. Nokta.

Kendisi ne düşündü bu fotoğrafı çekerken ve bu satırları yazarken bilmiyorum. Ama benim hissettiğim bu fotoğraf ve dizeler ile birlikte  “zaman” kavramıydı.⏳  Geçip giden asla tutulamayan ve ancak bir anlığına bir makine ile sabitlenen  o an. ⏲  Arkadaşlarımız,  sohbetlerimiz.  Geçmişimizin, hayallerimizin karıştığı ve asla tutamadığımız o gürül gürül akan hayatın sadece bir saniyesinin sekiz binde biri. Rakamla da yazayım  %0,8…inanılmaz değil mi?  Şimdi o fotoğraftaki sohbette  üç tane birbirinden farklı akan bazen durgun bazen dalgalı fırtınalı o “zaman” ırmağı var. O sohbette birbirine karışıp belki de bir girdap oluşturuyorlar. Hayata dair. Ve duruşlarından ve yaşlarından ve yakınlaşmalarından da anlaşılacağı gibi sohbet ötesi derin bir tanışıklık ve sevgi  yani kısaca bir muhabbet var, Saçlarının beyazı ,vücutlarının deformasyonu ve birinin elindeki bastonla gittikçe  koyulaşan  bir  muhabbet. İşte o üç yaşlı adamın etrafında girdaplar yaparak akıp giden zaman bir fotoğrafla sadece “o an” için durdurulmuş.  Bakınca akıp giden zamanı görüyorum ben o fotoğrafta..

Arkadaşım  “şiirimsi” satırlarının sonunda nokta demiş. Nokta. Evet,  bu fotoğrafta akan zaman, bütün sohbetler, ilerleyen girdaplarla birbirine karışan muhabbetler akarken bir gün noktalanacak. Daha ötesi daha ötesi yok. Kısaca hayat.🧬

Geçip giden zaman.  2000 yılına girerken dünyanın o coşkusunu, hepimizin o sevincini hatırlıyor😃 musunuz? Üzerinden bir çeyrek yüzyıl geçti. Dönüp bakınca sanki orada elimizi uzatsak yakalayacağız gibi. Ama düşününce 25 yıl. 25 kere 365 gün geçmiş. Bu üç yaşlı adamın sohbetinde kim bilir kaç yılın kaç günün birikmişligi var. Gördükleri, yaşadıkları, düşündükleri…

Hayat her şeye rağmen  güzel…

Şimdilik 2024’e hep birlikte bir virgül koyduk.

Bütün arkadaşlarıma sohbeti ve muhabbeti çok olan bir 2025 yılı diliyorum.  

Hep birlikte sağlıkla, keyifle, barış içinde, virgüllerle  davam ederek yaşayalım.

Not. Bu fotoğraf için arkadaşımdan izin almadım. Çünkü bana düşündürdükleri ile bu fotoğraf artık benimdir.

                                                                                                                  Feride Cihan Göktan 
                                                                                                                30 aralık  2024

17 Aralık 2024 Salı

Bir film : Cevher ( The Substance )


 Bir film :  Cevher ( The Substance ) 

Bugünlerde çok konuşulan bir film: Cevher.(The Substance). Demi Moore başrol oyuncusu ve bütün inandırıcılığı ile çok başarılı. Yönetmen Coralie Fargeat (2024)

Ortak Görüş: Sonuna kadar izlemekte zorlanılması.  Ama yine de her şeye rağmen sonuna kadar gidilmesi. Şiddet içeriyor. Ellerinizi gözlerinin üzerine kapatarak parmaklarınızın arasından zorla bakarken aynı zamanda midenizde bulanıyor. İyi ki Mubi’de  seyrettim. Büyük perde de dayanamayabilirdim diye düşünüyorum. Bütün bu dediklerimle aslında bir film türünü tarif ediyorum. Body Horror (Beden şiddeti) İnsan vücuduna şiddet uygulayarak paramparça edilmesi, kan revan içinde sahneler vs. Bir korku türü.

Film neyi anlatıyor? Eril zihniyetle beslenen günümüz modern dünyasında metalaşan kadın bedeninin gençlik ve güzellik uğruna nasıl da şiddet gördüğü. Gençlik ve güzellik. İşte bütün mesele. Yaşlanmayacaksın.  Hep genç ve güzel kalacaksın dayatması. Yoksa git öl.😥 Başka bir çıkışın yok, diye bağıran yenidünya öğretisi. Bu emirle dönen endrürstri ve kocaman bir sektör. Birçok kurban.  Bu filmde kurban Demi Moore. Orta yaşına gelmiş ve bu nedenle parıltısı da sönmeye başlamış bir yıldız. Artık istenmiyor. Yeni genç yüzler gelmeli, yeni genç bedenler istiyoruz diyen o her şeyi yiyip tüketen ataerkil zihniyet. (Bu günümüz modern dünya zihniyeti çok dehşetengiz iğrenç yemek sahneleri ile metaforik olarak da canlandırılmış)

Bir iksir ( madde veya cevher enjeksiyonu) ile kadının bedeninden genç ve güzel başka bir bedenin çıkması. Fantastik bir klonlama gibi.( Bir bedende iki farklı bedenin oluşması)  Elizabeth (Demi Moore) ve Sue (Margaret Qualley Birbiri ile öldüresiye kavga eden aslında bir benliğin içindeki ikilik.  Gençlik ve yaşlılık. Tabii ki buradan birçok felsefi kavramlara veya mitolojik tanımlamalara gidebilirsiniz.(Freud, Jung, persona, dissosiatif kişilik vs. vs)  Konu derinlemesine kazılabilir yani. Gerçi film sadece günümüz dünyasının eril zihniyetinin kadınların fiziksel görüntülerine ilişkin nasıl baskı kurduğu üzerine işlenmiş. Tabii ki bu baskının duygusal uzantılarını da hissetmemek mümkün değil.  Kanlı ve irinli beden şiddetini izlerken, Elizabeth ve Sue’nun bedensel ve ruhsal parçalanmalarını ve o kaosun içinde tamamıyla yok oluşlarını seyrediyorsunuz. Bir yıldızın, kocaman parlak bir yıldızın toplumsal öğretinin baskısı ile kendini tamamıyla imha edişini.

Şiddet içerdiği için seyredilmesi konusunda çekimser düşünsem de bu filmi seyrettiğime yine de memnunum. Evet, zaten bütün bu anlatılanları biliyoruz. Doğaya karşı gelmenin genelde pek işe yaramadığını ve hatta filmdeki gibi felaketlerle sonuçlandığını. Fiziksel gençliğin zaten çok kolay gelir geçer bir şey olduğunu…  Hayatın anlamının filmde de söylendiği gibi bir denge olduğunu… Bütün bunları biliyoruz. Ancak bütün mesele dünya bu kadar koşar adımlarla yapaylığa ve sahte güzelliklere doğru doludizgin giderken insan psikolojisinin ve dolayısıyla insanlığın bu şizofrenik durumdan nasıl ve ne kadar korunabileceği?

Cevher ismi de filme çok yakışmış bence. Cevher aslında içimizdedir. Dışarıda aramayın. Cevher sizsiniz mesajı veriliyor. Yoksa gelişen teknoloji ve gittikçe yükselen bu gençlik ve ölümsüzlük istenci insanlığın sonu olabilir.

                                                                                                                             

                                                                                                      Feride Cihan Göktan

                                                                                                             Aralık 2024

9 Aralık 2024 Pazartesi

BABAM,EV ve YUMURTA KABUKLARI 🙄 🖤

 


Bütün Yumurtalar Kırılmış !

Babam, Ev ve Yumurta Kabukları… Çok ilgi çekici bir kitap ismi. Ayrıca yayınevinin çok bilinir (CAN Yayınları), üstelik yeni genç bir yazara ait ve çok okunan dijital ve dijital olmayan yayınlarda  hakkında da hep güzel şeyler söylenmiş.  E alıp okuyalım bakalım.😀 Zaten 3-4 saatte okunuyor. Okudum bitti. ✔ Ancak tam bir hayal kırıklığı.😥  Derme çatma yıkıldı yıkılacak bir kurgu.  Kahramanlar çizgi ile çizilmiş gibi… Ölüm döşeğinde bir baba ve ona bakmak için geri gelmiş bir genç kadın. Baba kız çatışması adına devamlı tekrarlanan üç beş nefret cümlesi.  Bir de araya herhalde ilgi çekmesi için lezbiyenlik yerleştirilmiş. O da oldukça kaba ve yüzeysel… Hiç olmamış.

Bugüne kadar okuduğum kitaplar hakkındaki yazılarımı hep beğeni duygularım ve hatta bazılarında kendimden geçerek hayranlıkla yazmaya çalıştım.  Tabii ki bu yazılar bir eleştirmen  yazsısı  filan değil.. Bu konuda ne gerektiği kadar bir birikimim ne de edebiyat üzerine bir akademik unvanım var. Sadece bir okur olarak beğenimi ifade etmeye çalışıyorum . Tutunduğum sadece samimiyet. Ki artık reklam, para ve güç döngüsündeki dünyada bu da çok önemli ne yazık ki!  Özellikle reklamı çok yapılan ve hakkında büyük cümleler söylenen kitaplara da ufak bir notla da olsa rastladığımda beğenmedim diye yazmak da gerekir diye düşünüyorum. Mademki sadece samimiyetime güvenerek yazıyorum.  En azından kendi bloğumda beğenmediğimi  yazabilirim.  

Tabii ki herkes yazsın hepimiz yazalım yazmak yazar olmak demek değil ama… Hele böyle afili ve edebi cümlelerle tanıtım yapılması😲 gerçekten yazar kumaşı olan ama bu kalabalıkta bir türlü görünür olamamış diğer yazarlara bir haksızlık. Bu reklam işlerinde en büyük haksızlık da  okura… Benim 3-4 saatime ne oldu şimdi?😡

Yazar olmak birine "yazar" demek kolay bir şey değil arkadaşlar. Her meslek gibi, çok emek ve üstelik bir de bir yetenek istiyor. Ve ayrıca bir de bu unvanı almak için zaman ve hatta zamanaşımı istiyor. Zor yani. Çok zor…

Bütün bunlar benim samimiyetle ifade ettiğim öznel düşüncelerim. 

                                                                                                               Feride Cihan Göktan 

                                                                                                                         Aralık 2024