MOLDOVA DİYE BİR ÜLKE...
Moldova… Evet, yanlış telaffuz etmeyelim. Maldova değil. Moldovya da değil. MOLDOVA.✔ Zaten pek çok kimsenin yerini, hatta ismini duymadığı bazen de yanlış telaffuz edilen küçücük bir ülke. Gideceğimi duyan arkadaşlarımdan bazıları da nereden buldun burayı dediler. Hatta yol arkadaşım bile, ay dünyanın en sıkıcı şehirlerinden birine gidiyoruz, dedi. E sen de sıkıcısın dedim ona gülerek. Bak seninle arkadaşlık ettiğime göre demek ki Moldova’ya da gidebilirim. Bir yandan da kızım WhatsApp’tan , ya annecim, savaşın ortasına mı gidiyorsun deli misin nesin, diye yazar durur. (gidiş tarihimizden 10 gün kadar önce Moldova Ukrayna sınırına füzeler, dronlar düşmüştü.).
Neyse bütün bu olumsuz görüşler ve tabii ki biraz da endişeli bir ruh haliyle Moldova ve Kişinev ziyareti başladı. Bakalım neler görecektim?
Hemen söylemeliyim ki havaalanı ve şehrin panoramik görünüşü hiç de öyle fakir ve sıkıcı bir ülke görüntüsünde değil. Kocaman caddeler, temiz kaldırımlar, bronz heykeller ve çiçekler... Evet, şehir giriş yolundaki evlerinin boyası, otellerinin az konforlu olması, bizim kadar dijitalleşmemiş olmaları fakir görünümü verebilir ancak tertemiz ferah feza çiçeklerle kaplı parkları, gösterişli katedralleri, doğal güzelliklerini koruyarak tarihsel geçmişlerini de itinayla saklamaları ve geleceğe hazırlıkları ile pek yakında Avrupa Birliği üyesi olacaklar gibi duruyor. Turistik yerlerini de titizlikle koruyup daha da güzelleştirmişler. Örneğin Moldova’nın kuzey doğusunda SOROCA şehrinde 2004 gibi yakın bir tarihte yapılmış 650 basamaklı oldukça da rahat çıkılan ergonomik bir merdivenle tırmandığınızda gökyüzüne doğru nasıl da uzandığını hayranlıkla takip ettiğimiz bembeyaz bir kule ile karşılaşıyorsunuz. Şükür Kulesi. Daha doğrusu Şükür Mumu diyorlar. Moldova’nın geçmişini kabullenerek sahiplenerek geleceği için planlar yapan yarınından umutlu Moldova halkına ithaf edilmiş.
Şükür Kulesi’nden gözlerinizi kaçırıp sağ tarafınıza doğru bakarsanız betimsiz bir manzara! Dinyester Nehri'nin upuzun uzanan sonsuza kadar gidiyormuş gibi devam eden o kıvrıntılı büküntülü heyecanlı akışı… İki tarafındaki devasa yeşillik… Ukrayna ile Moldova sınırı. Çoğu ülke sınırlarında olduğu gibi şahane güzellikteki görüntüler ne yazık ki biyo-politik sınır tanımlamasıyla yani savaşların işgallerin o çirkin gölgesi ile birlikte anılıyor. Nitekim çok yakın zamanda bile bu sınır bölgesinin daha güneyi dronlarla ihlal edilip insanlar ölmüş. Geçmişinde de 17. Yüzyıldan başlayarak Osmanlı savaşları sonra Birinci Dünya, İkinci Dünya Savaşı ve 1992’de Transdiyester Savaşı gibi büyük savaşlar ve yıkımlar var. Şimdilerde de bu şahane nehir manzarasının bir yakasında kalan Transdinyester Devleti'ni dünyada hiçbir ülke tanımıyor. Kendi parası olan, kendince çizdiği sınırları olan, kendi hukuku olan ama Rusya dâhil kimseciklerin tanımadığı “yok” ülke… Evet, her şeyi var ama yok.😥 Moldova’da daha neler neler var! Şarap mahzenleri. 🍷 Unutulacak gibi değil. Kilometrelerce uzayan buz gibi soğuk tünellerin kireçtaşından yapılmış duvarlarında yüz binlerce şarap kırmızısının alevlendirdiği inanılmaz bir yeraltı mahzeni. Dünyanın en büyük şarap mahzeniymiş. Mileștii Mici. Duvarları şarapla örülmüş buz gibi soğuk upuzun tünellerde romantik bir müzik eşliğinde buggylerle gezerken zaten içmeden sarhoş oluyorsunuz.
Yani hiç de öyle sıkıcı ve fakir bir ülke değil.
Ayrıca hiç beklenmedik şeyler görüyorsunuz gezerken.😲 Gagavuz Türklerinin Ortodoks Hıristiyanlık ile Türk kadim adetlerinin birleştirildiği o çok ilginç kız isteme ve düğün merasimlerinin gösterisi o kadar keyifli ve ayrıca samimi ki siz de onlardan biri oluyorsunuz seyrederken. Türkçe konuşan cana yakın insanlar. Sonra Çingeneler köyüne gittik. Çingeneler köyünde tamamlanmamış yarım yamalak kalmış ama çok ama çok güzel köşkler ve villalar… Şu anda kimselerin oturmadığı zengin görünüşlü mahalleler. Şaşkınlık yaratan ve anlam veremediğimiz bir görüntü.
Ayrıca şunu da söylemeliyim. Kişi başı asgari aylık geliri 300 Euro civarındaymış. Evet, Türkiye’den bir miktar az. Ancak para birimleri(Leva) Euro karşısında bizden çok daha kıymetli. Euro bazında kıyaslandığında 1 Leva, 1 Türk Lirasının yaklaşık 28,5 - 28,6 katı düzeyinde bir alım gücüne ve değere sahiptir (bu durumda yorum yapmıyorum ) 💰
Yani, Moldova öyle sıkıcı ve fakir bir ülke değil bana göre… Keyifle gezilebilecek doğası ile tarihi ile yemekleri ile çok cazip bir ülke.
Feride Cihan Göktan
Ekim 2026



Çok güzel anlatmışsınız kaleminize sağlık 🌺💐
YanıtlaSil