Feci'nin Blogu

14 Haziran 2022 Salı

KORONA GÜNLÜKLERİ 64

  EN SONUNDA...

Oldu en sonunda oldu.  Bim bam bom 🎵…Kâbus gerçek oldu.😨 Bim bam bom.🎵 Şimdi İlan ediyorum herkese. Ben de kovid oldum sonunda.😒

Şaka yaptığıma bakmayın. Valla şaka değilmiş. Müsaadenizle Kovidi ancak kovid geçirenler bilir diyeceğim. İçli dışlı olduk üç gün. Önce boğazıma saldırdı iki eliyle. Ben kurtulayım derken daha çok. Boğaz dediğin İstanbul boğazı değil içinde soluk borusu var yemek borusu var ses telleri var. Hepsi hasar gördü haliyle. Canım boğazım.🙏 Kendini müdafaa etmek için öksürüyor yutkunuyor genişlemeye çalışıyor. Sevgili antikorlarım🙏 askerlerini yolladılar hemen. Ateşim yükseldi böylece. 38 derece ateşte bir milyon yüz asker var. Arkası devamlı geliyor.  Kovid ve askerlerim böylece bütün vücudumda bir savaşa giriştiler kıran kırana. Ateşin de alabildiğine yükselmesi virüsü ablukaya alabilir ama beni de öldürebilir sonuçta.  Savaş çok kötü bir şey. Ateşin böyle hesapsızca yükselmemesi lazım. Ateş düşürücüler soğuk kompresler derken ateşi kontrol altına aldık. Virüs de zaten aşılarım sayesinde öyle deli dolu ilerleyemiyor. Çok şükür Kovidin dikenli topları üç gün içinde zapturapt altına  alındı.✔

Bugün ortalık sakin. Zannedersem boğazımı terk edecek. En azından ellerini gırtlağımdan çekmese bile gevşetti. Sevgili antikorlarım da zannedersem rahatladılar ve kendileri yine eski mevziilerine çekildi.  Hiç kolay değildi bu üç gün.😨

Kovid teşhisimi duyunca Sağlık bakanlığı, sağlık müdürlüğü, aile hekimim. Hepsi aradılar. Hatrımı sordular, Tavsiyelerde bulundular sağ olsunlar. Şimdi 7 gün idari izinliyim ve izoleyim.😷

Hastalığım öncesi son iki veya üç gün kimlerle yarenlik yaptıysam haber verdim hepsine. Toplam 4 / 5 kişiydi zaten. Lütfen siz de uyanık olun savaş başlayabilir diye. Çok şükür ki hiçbirinde böyle bir savaş başlamadı şimdiye kadar. İnşallah da başlamaz.

Yani kısaca kovid etrafımızda devam ediyor. Aşılama tarihine baktım biz doktorlar ve sağlık çalışanları 5. Aşıyı ocak 2022 de olmuşuz. Aradan 6 ay geçmiş. Diğer aşılananlar için daha 6 ay dolmadı. Bu maske mesafe kuralını unuttuk toplum olarak. Zaten zorunluluk da kalktı. Yani acaba 6 aylar dolduktan sonra bulaşlar hızlanacak mı?

Omikron varyasyonu daha hafif diyorlar. Birincisi valla geçirdiğim hafif filan değildi.  İkincisi bu koronanın kimde hafif kimde ağır olacağını nasıl söyleyebiliyoruz? Kovid 19 semptomsuz da olabildiği gibi adamı öldürüyor da. Kimde ne yapacağı belli değil. Kısaca diyeceğim şu: kendinize dikkat edin.

Maske / Mesafe / hjjyen,  açık hava toplantıları 

Aşının etkinliği ne kadar sürecek acaba? gittikçe etkinliği azaldığı için mi ben durup dururken kovid oldum?  Tekrar bir hatırlatmaya gerek duyulacak mı?❓❓❓

Telefondaki yetkili ses bu yakınlarda kovidli bir temas oldu mu dedi. Yok dedim. O zaman toplumsal kaynaklı dedi. (E bravo dedim herkes açıldı saçıldı dip dibe yan yana. Ben dahil. Bravo nasıl bildiniz?) tabii ki bunu içimden dedim. Beni o kadar aramışlar iyiliğimi istiyorlar şimdi küstahça bu cevabı vermek ayıp olur değil mi?😘

Korona günlükleri keşke bitse… Ama sanki bitmeyecek gibi. Dünyanın başına bela olanlardan biri de bu oldu.😨

Koronasız günler diliyorum. Kendinize dikkat edin. Hiç kolay değildi valla ...

                                                                                                             Feride Cihan Göktan 

                                                                                                             14. haziran 2022 

 

6 Mayıs 2022 Cuma

PISIDIA : Güller ve Göller Ülkesi

 

PISIDIA : Güller ve Göller Ülkesi …


“Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde” diye başlayan belirsiz bir zamana ve içerisinde prenseslerin, imparatorların ve tanrıların yaşadığı bir ülkeye ve kentlerine gittim.  PISIDIA (Pisidya) Bölgesi ve Pisidia kentleri. Tahminen M.Ö 5000 yıllarından beri süregelen bir zaman dilimi içinde gezinerek.

            Evvel zaman ülkesi Pisidia, şimdinin Burdur/Isparta/Konya yöresi. Yeşil ile mavinin, göl ile gökyüzünün, bulutlar ile dağların, geçmişle geleceğin birbirine karıştığı o belirsiz sınırlarda üç gün boyunca dolaşmak…😍

    


 
Sagalassos kocaman uçsuz bucaksız şimdinin metropolüne benzer bir antik şehir. Çarşısı, tiyatrosu, meclis binası, hamamı, kütüphanesi, mezarlıkları, patika yolları ile ulaşılamayacak bir zamanın berisinde kalmış hayalet bir şehir. Şehrin duvarlarından fışkıran ve parke taşlarından fırlayan minicik rengârenk çiçekler 🌼burasının gerçek sahiplerinin ruhlarıdır kim bilir? Bizler de bu nedenle Sagalassos’ u incitmeden nefeslerimizi tutarak, şaşkınlık ve hayranlıkla gezmeye çalıştık. Bizim gibi dolaşanlardan birinin yüksek sesle ve heyecanla çeşmeye bakın, Roma’daki Aşk Çeşmesi’ne beş basar, dediğini duydum. Geçmişi yarıştırmak. Roma’daki Aşk Çeşmesi’nin buradaki Antoninler Çeşmesi’nden 1500 yıl sonra yapılmış, dedi bir arkadaşım. Geçmişi de yarıştırırsak evet Sagalassos inanılmaz gerçekten.

            Pisidia’nın başka bir kazı kenti Antiokheia. Tanrılarla imparatorların yarıştığı zamanlar ve kentler. Burada da İmparator Augustus Tapınağı var.  Tek kelime ile muhteşem.

            Bu toprakların tarihi zenginliği hep süregelmiş. Milattan önce ve sonrası ile bütün zamanlar. Yunan, Helenistik Dönem, Roma Dönemi, Erken Bizans, eski Yunan, Selçuklu, Osmanlı, Hristiyanlık, Musevilik, İslamiyet.  Bu kadar zenginlik bu bölgenin toprağına suyuna ve havasına karışmış durumda.  Mesela Hz. İsa’nın müritlerinden Aziz Paulos ilk defa bu bölgede bir sinagogda Hristiyanlığı ilan etmiş. Bu nedenle Antiokheia kenti ve Paulos kilisesi halen Hristiyanlar için kutsal bir yer. Hemen komşu Beyşehir’deki Eşrefoğlu Beyi Süleyman Bey Camii. 14. Yüzyılda yapılmış muhteşem ahşap sütunları ve oymaları ile 21.Yüzyıl günümüz sanatına kafa tutan değerde bir şaheser. Bu nedenle UNESCO Dünya Mirası koruması listesinde.

            Bu bilinen zamanları bile aşan tarihsel ve sanatsal güzellikler etraflarındaki doğa da baş döndürücü. Arka arkaya sıralanmış irili ufaklı göller, göletler yolculuk oyunca gözlerinizin önünden devamlı kaymakta. Toplam 16 göl. Hepsinin farklı özellikleri ile bir “doğa güzellik yarışması” yapıyorlar sanki.

Beyşehir ve Eğirdir yüzölçümü olarak Türkiye’nin en büyük göllerinden, Salda ise en derinlerinden. Tektonik, kastik ve volkanik gibi farklılıkları var. Duru mavilikten yeşile eflatuna kadar dönen renkler. Eğirdir gölü her gördüğünüzde farklı bir renge bürünürmüş dediklerine göre.

  Yani ne diyeyim? Böyle güzel bir yolculuk. Görerek, duyarak ve gülleri lavantaları koklayarak.🌹 Üstelik geçmiş zamana giderek. Daha ne olsun?

Bu güzel program için Ebruli’ye ve sevgili Nezih Aytaçlar’a teşekkür ederim.🙏

                                                                            Feride Cihan Göktan  6 / Mayıs / 2022 
                                                                                          fotoğraflar Ebruli Tur katılımcılarına aittir. 

Çok önemli not. Bu sevinçli yazıya hüzün karıştırmak istemedim ama söylemeden de geçmek içime sinmiyor. Son yıllardaki ölçümlere göre göller gittikçe küçülüyormuş. Bu güzellikleri gördükten sonra bu bilgi kâbus gibi. Umarım bu canlı dokuyu koruyabiliriz.

 

30 Nisan 2022 Cumartesi

korona günlükleri 63

 

     KOVİD 19’UN ARDINDAN …

        Bu son korona günlüğü yazısını aşağıdaki adresten okuyabilirsiniz.. Bu korona bitti sevincini bile duyamıyoruz sanki... hep bir şüphe hep bir tedirginlik... sadece korona için değil bir çok şey için. çünkü görünen köy  öyle ışıklı güneşli değil. Güzel günler görmek umudu ile...

   kovid 19 bize neler yaptı ?      


5 Mart 2022 Cumartesi

şimdi bir de savaş seyrediyoruz.

 

            Bu Savaş  Bitmeli!  😥

           Zavallı, aptal adam. Geri zekalı. İçimden değil bağırarak söylüyorum TV seyrederken. Zavallı insanlar. Ölenler, kaçanlar, yaralananlar, bağıranlar, ağlayanlar ve o korkunç siren sesleri.😱 Çok şaşıracaksınız, belki de bana kızacaksınız ama eminim sonra hak vereceksiniz. İçimde bu patlayan öfke Putin’e değil. Ukrayna’nın  sözüm ona devlet başkanı Volodimir Zelenskiye. Çok sıradan bir TV seyircisi olarak söylüyorum bunu. Hele iki gün önce bir beyanatı alt yazı olarak geçince oturaklı bir küfüre dilim dönemediği için içimdeki öfke daha da bir büyüdü. “Rusya askeri kuvvetleri bizim beş katımız” demiş. A geri zekalı kardeş, bunu daha önce bilmiyor olamazsın. O zaman neden bu savaşı tetikledin? Neden akılcı bir politikayla ve diplomasi ile problemlerini tartışmadın? Neden kızdırdın o deli adamı? O deli adam yılların kurt politikacısı ve Rusya Devlet Başkanı. Sen cüce o dev. Amerika ve Avrupa Birliği önce fişekledi sonra karşıdan bakıyor. E öyle olacak? Bunu sokaktan birini çevirsek söyler. Amerika Rusya’ya savaş mı açacak zannediyordu acaba? Avrupa askerlerini Rusya’ya karşı yollayacak mı? Tabii ki hayır.

Araştırdım bu savaşın taşları yıllar öne başlamış döşenmeye. Böyle bir yıkıcılık hemen ortaya çıkmaz zaten. Biliyorsunuzdur bu savaşa sebep NATO’nun genişlemesi. Haritaya bakın. Rusya ile Nato arasında halihazırda Ukrayna, Gürcistan ve Belarus var. E şimdi Ukrayna’nın NATO isteklisi olması haklı olarak Rusya’yı rahatsız ediyor. Adam zaten deli ve üstelik diğerinin en azından beş misli kuvvetinde. Sonuç ne olacak söyleyeyim: Rusya’nın her isteği kabul edilecek ve barış imzalanacak. E ne oldu? O kadar yıkılan yakılan şehirlere ve ölenlere😢. Gözü yaşlı annelere, çocuklara, her iki tarafın askerlerine, gençlerine. Ne oldu? Boşuna öldüler. Zavallı insanlar, insancıklar…İki delinin arasında kayboldular gittiler.

Devlet adamlığı işte bunun için önemli. Devlet adamlığı bodoslamasına davranmak değildir öyle hemen savaş ilan etmek değildir. Stratejik planlama ve yönetim bilgisidir.

“YURTTA BARIŞ. DÜNYADA BARIŞ” Mustafa Kemal Atatürk’e sonsuz saygı ve sonsuz sevgiyle💖...

                                                                                               Feride Cihan Göktan

                                                                                                5 / mart /2022

3 Mart 2022 Perşembe

korona günlükleri 62

 Korona bitiyor mu?

Evet bitiyor şimdi hemen bitmese bile bir gün mutlaka bitecek. Eğer yeni bir varyant yeni bir “pis surat” virüs bir yerlerden çıkıp gelmezse. Tarkan’ın dediği ve arkasından hepimizin haykırdığı gibi bu da “GEÇÇEK”. Kesin geçecek de ama nasıl? Delip de. Evet gerçekten deldi de.😱

Nasıl günler geçirdik düşünsenize? Sokağa çıkma yasakları, hastanelerdeki yoğun bakım odalarının doluluk oranlarının korkutucu yüzdeleri, hekim arkadaşlarımızın ve diğer sağlık personelinin yurdun dört bir yanından gelen vefat haberleri. Korona yüzünden yakınlarını kaybeden binlerce insan. Caddelerde sokaklarda dünyanın her yerinde gezinen göremediğimiz bir öldürücü virüs. Yaşanan aşı savaşları ve kaosu. Çeşit çeşit  komplo teorileri. DSÖ’nün sürekli felaket tellallığı. Dünya televizyonlarında gösterilen toplu mezarlar. Korku ve belirsizlik, devasa bir kütle gibi içimize oturdu.🥌

Bu içimize oturan devasa kütle ile ağırlaşarak ve birbirinden uzaklaşarak gittikçe yalnızlaşan insanlar, insancıklar… Neler çektiler! Ölülerini uğurlayamadılar, yaşlılarını ve hastalarını gidip göremediler, herkes tek başına… yalnız ve çaresiz.  😥

Şimdilerde tam bu korona kabusundan çıktık çıkıyoruz gibi ki ben hala inanmıyorum bu işin sonunun geldiğine. Nitekim bir face arkadaşım da dün geceki Sağlık Bakanımızın maskeleri atıyoruz gibi sevindirici beyanlarından sonra “sanki bir kabustan uyanıyormuşuz gibi. Gözlerimde yaşlarla dinleyeceğim aklıma gelmezdi. Bu satırları yazarken bile gözlerim doluyor. Deliriyorum galiba” diye yazmış iletisinde. Onu çok iyi anlıyorum. Gerçekten hem bir vatandaş hem de bu kâbusun içinden geçmiş bir hekim olarak bu hekim arkadaşım bunca yıpranmışlığın arkasından bir ışık gördüğünden “deliriyorum galiba” demekte çok haklı. Çünkü o kadar belirsizlik ve o kadar korku içinden geçtik ki artık normale dönüş düşüncesi bir yandan tuhaf bir coşkuya sebep olurken bir yandan da o kurtçuk.❓ Acaba? Sanki yine bir yerlerden bir şeyler yine fırlayacakmış gibi geliyor insana.

 Yeni kararları değerlendiren Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan da haklı olarak aynı şüpheyle olsa gerek şu ifadelere yer verdi:

Salgınla mücadelede yeni bir yol deniyoruz: "Önlemsiz dönem. 3. doz aşılama oranımız yüzde 32, aktif vaka sayımız (bulaştırma potansiyeli olan kişi sayısı) 616.964.Günlük vaka sayımız 60.000. Tarama testi yapmadığımız için vakaların ancak yüzde 10’unu saptayabiliyoruz. Salgının neresindeyiz, kimse bilemez. Önlemleri azaltan ülkeler vaka sayısında ciddi azalmaya ve aşılama oranının yüksekliğine güveniyor (Hollanda gibi) veya yanlış yapıyor (İngiltere gibi). Umalım denk gelsin ve iyi olsun".



Evet umarım iyi olur. Ben de bu korona günlüklerini bitiririm. Düşünsenize “Korona bitti” diye bir başlık.🙃 Harika olur.

Gerçi dünya düze çıkmayacak belli ki. 😥 Şimdi de virüsün iki yıl boyunca yaptığını bugünlerde insan insana yapıyor. Yine insanlar ölüyor. Binlerce yaralı. Yok, bu dünya adam olmaz. Biri bitmeden diğeri başlıyor. Kim bilir belki de hayat dediğimiz budur. Korkulu bir bekleyişle tedirgin geçen bir zaman dilimi.😩

Son söz: İnsanlara bütün bunları, bu ister virüs olsun, ister silahla olsun, bu savaşları, bu belirsizliği, bu güvensizliği, bu üzüntüyü, bu kâbusu bilerek, isteyerek, planlayarak yaşatanlara yazıklar olsun. Ne diyeyim?

                                                                                                                  Feride Cihan Göktan

                                                                                                                   2022 / 3 mart

3 Şubat 2022 Perşembe

korona günlükleri 61

           


  korona günlükleri 61 

Ortalık toz duman. Etrafımdaki herkes öyle. Bi bıkkınlık bi umutsuzluk.😷 Artık bu kovid ne zaman bitecek diye bile sormuyoruz, hocam. Kabullendik ve sadece “öyle ruh gibi” işe gelip gidiyoruz, dedi güzel sekreterimiz. Nasıl ruh gibi, dedim. Yani işte öylesine gidip geliyorum, akışa bıraktım her şeyi. Diğer sekreter arkadaş en mutsuz yüz ifadesini takınarak başıyla onayladı. Akış. Şu meşhur kelime hayata dair. Akıştayız. Elimizde ne kürek var ne kayık.😥 Öylece gidiyoruz.  Zamanın akışkanlığında sürüklenerek gidiyoruz. Gidebileceğimiz kadar. Gittiğimiz yere kadar gitmek.🚶‍♂️

Etrafta sesler. Herkes bir şeyler söylüyor. Kim doğru söylüyor? Gerçek nedir? Yalan dolan kol geziyor. Gerçek ötesi zamanlarda yaşıyoruz diyorlar. Gerçeği bulduk da şimdi gerçek ötesine geçmişiz. Tek şükrettiğimiz şey sağlığımız. Onun da bir garantisi yok. Yüzde yetmiş aşılandı ama şu an etrafımızdaki herkes hasta. Tamam. Güzel. Grip gibi geçecek. Ama bunun da garantisi yok. Çünkü yoğun bakıma düşenler ve ölenler var. Onların bağışıklık sistemi zayıflamıştır. Bağışıklık sistemi.  Bu sistem vücudumuzun askerleri. Yeteri kadar bakımlı ve sağlıklı ve kuvvetli olması gereken askerlerimiz. İyi de bu kadar kaygılıyken, bu kadar akıştayken, neredeyse gülmesini, konuşmasını unutmuşken bu immunite denilen savunmamız ne kadar ve ne zamana kadar bizi koruyabilir? Ancak görünüşe göre aşılar kesin koruyor aşılı ve üstüne kovid olanlar hafif atlatıyor diye biliyoruz. Bu kadar yaygın olması sadece Omikronun marifeti mi? Yine de aşı olunmalı. Bu zaten kadim bilgi. Ama yine bir problem var:❓ nereye kadar? Üç ayda bir aşı veya 6 ayda bir aşı olmak biraz tuhaf bir durum. Çünkü aşı da saf su değil sonuçta. Daha ne kadar olacağız? Her üç ayda veya 6 ayda bir mi? Bu kadar sık aşı olmak. Bilemiyorum.

Öyle bir dünya düzeninin içinde yaşıyoruz ki her şeyin meta olarak değerlendirildiği bu düzende salgın ve salgına dair korkularımız, endişelerimiz, sorularımızın karşılığında dev finansal şirketler var. Cevap onlarda. Böyle olunca büyük bir rekabet, entrikalar, yalanlar, dolanlar🤢… Biliyorsunuz bir ara Avrupa ülkeleri ülke girişlerinde synovac’ı kabul etmiyordu ama ABD kabul ediyordu. (şu an nasıl bilmiyorum). 15 ocaktan itibaren Türkiye’de aşısız olanlar dolaşım serbestisine kavuştular ancak Avrupa’da örneğin Belçika’da sıkı denetimler devam ediyor aşı kartsız sadece AVM’lere girebiliyorsun. (Bu da çok komik) yani Türkiye ve Belçika arasında nasıl bu kadar farklı uygulamalar olabilir? Daha da ilginç bir şey söyleyeyim: Avrupa ülkelerinde aşısız girilen bar restoranlar da varmış. (yeraltı faaliyeti olarak) Yani dünya yakında aşılılar ve aşısızlar diye farklı finansal faaliyetlerin içine düşecek. Bütün bunların sonucu  nereye gidecek? Daha güzel bir yere gitmeyeceği kesin de… nereye kadar gidecek?


Şimdi korona dünya haritasında Türkiye çizelgesine baktım. Vefat sayısı Ocak ayı 2022 de 2021 Ocak’ına göre daha yüksek. Yine Türkiye’de aşılama sayısı yani  tüm aşıların tamamlanmış kişi 52.443.629. nüfus yüzdesi %63,1. Bu iyi bir oran peki nasıl oluyor da vefat sayıları artıyor? Yalnız Türkiye’de değil Avrupa’da da durum aynı. Üstelik Avrupa yaptırımlar hala sıkı şekilde devam ediyor. Bu paradoksal durumun bir açıklaması olmalı. Kim cevaplayacak? belki bu çizelgeler de yalandır. Artık hiç bir şeye güvenilmiyor.

Gerçi sekreterimizin dediği gibi: Artık bu kovid belası ne zaman bitecek diye bile sormuyoruz. Kabullendik. Ve akışa bıraktık her şeyi. Umutsuzca sürüklenmek. Ne olacaksa olsun.😥

Ey koca dünya ne hale geldin? Dönüyor musun? Nereye kadar döneceksin? Hiçbir şey belli değil.😩

            Dün gece de fırtına uyarısı vardı. Ne yazar? Biz ne fırtınalar atlattık.

            Akışa bırak. ✌

                                                                                                      Feride Cihan Göktan

                                                                                                       3. şubat .2022    

yazıda yararlandığım kaynak 

https://news.google.com/covid19/map?hl=tr&mid=%2Fm%2F01znc_&gl=TR&ceid=TR%3Atr


30 Aralık 2021 Perşembe

2022'ye doğru giderken...

 2022'ye doğru giderken..

Yıllar geçiyor. Hem de jet hızıyla.✈ Hatırlarsınız yıllar önce Milenyuma girmiştik. Allah’ım! 😍Yeni bir bin yıla adım atıyoruz, diye ne heyecan yapmıştık! 1999’dan 2000’e geçerken saatler 00.00’da havai fişekler, bağırış, çağırış…🤪 Dünyanın hemen her yerinden çılgın görüntüler gelirken ve  gökyüzünde ışıklar patlarken  bizler de  evlerimizde sevinç içinde milenyuma girdik. Sanki o girdiğimiz yeni bin yılı görecekmişiz gibi. Yeni bin yıldan sana ne de mi?🙃 Bakalım yeni bin yılın kaç yılını göreceksin bu jetin içinde hızla giderken.✈

          

Neyse ki, jet hızıyla milenyumun 21 yılı geride kaldı. Neler oldu neler. Bu geçtiğimiz bir yıl bile bin yıl gibi geçti neredeyse. Milenyuma giriş heyecanı bitti gitti 😢 Bütün dünya neredeyse üç yıldan beri sessiz. Sadece, salgın hastalık 😷yoksulluk, iklim felaketleri geziyor sokaklar da. En çok da para konuşuluyor. Bir de aşı meselesi. Aşklar elini eteğini neredeyse çekti dünyadan. Derin bir sessizlik ve gözlerde endişe. Daha neler olacak endişesi? 

Milenyum yılı neredeyse deliryum yıllarına dönecek.😱

Evet 2022’ye giriyoruz… Hep birlikte güzel şeyler düşünelim. Türkiye ve dünyada güzel şeyler olacağını umut edelim. Sağlıklı günlerin geleceğini ve bu dar zamanlardan güneşli güzel günlere çıkacağımıza inanalım.🌞🎈💖


Sevgili arkadaşlarım hepinizin yeni yılını kutluyorum. Hep birlikte sağlık, neşe ve sevgi dolu günlere kavuşmamız dileği ile….