Feci'nin Blogu

29 Eylül 2018 Cumartesi

Kasırgayı Beklerken


Kasırgayı Beklerken 

İki günden beri gözlerimi yapraklara diktim. Bütün dikkatimle bakıyorum. Kımıldıyorlar mı diye? Hayır. Kıpırtısız ve sessiz öylece duruyor koca koca ağaçların yaprakları. Tuhaf bir sessizlik var. Dün gece de öyleydi balkon.  Bu sabah da. O kadar sessiz ki ortalık üst kat komşumun konuşmalarını duyuyor gibiyim. Sanki şehrin sesi emilip bir yerlere gitti.  Hiç olmazsa bir matkap sesi duysam dedim valla. Bunu bile dedim. Bak mesela şimdi sadece yazdığım harflerin tuş seslerini duyuyorum başka hiçbir ses yok. Fırtına gelecek bence…
Karşımdaki apartmana 112 geldi. Hiç sirensiz filan. Merakla baktım hangi balkonda hareket var, hangi perde açık diye. Hiçbir hareket yok apartman taş gibi cansız öyle duruyor. Karşımdaki apartman hep taş gibi zaten.  Hiç kimseyi görmem bilmem tanımam.  Biraz sonra saçı başı dağınık genç bir kız 112 görevlileri ile birlikte çıktı ve ambulansa bindi. Delirmişti herhalde.  Apartman katlarına tekrar göz gezdirdim balkonda pencerede bir hareket var mı diye… Tık yok. 112 gitti.
Karşı kaldırımdaki bir arabanın altından incecikten bir kedi miyavlaması geliyor. Normalde bu ince sesi duymaya imkân yok bu saatte. Şimdi duyuluyor. İki genç kız arabanın altına eğilip kediciği dışarıya davet ediyorlar bıkmadan usanmadan. Yoldan geçen biri süt verin diyor ve gidiyor. Kaçıncı katta olduğum halde duyuyorum bütün bu konuşmaları ve kedinin çığlığını… Süte etraftaki bütün kediler geliyor ama kaportadaki kedi bir türlü çıkmadı. İki kızcağız yarım saat uğraştılar ve gittiler. Araba hala aşağıda duruyor ve kedi altında. İnsanlar gelip geçiyor. Bu sessizlikte kedi çığlığını duyarak geçip gidiyorlar.
Kapı çaldı açtım. Kapı görevlisi bir şey istiyor muyum diye soruyor. Yok dedim. Hazırlandın mı fırtınaya diye de sordum. İki tane 5 yaşında kızı var. İkiz.  Ne yapabilirim ki, dedi. Ya dedim mum al belki ışıksız kalırız hatta apartman için de alalım merdivenlere koyarız. İyi söylediniz benim hiç aklıma gelmedi dedi. Işıldak da olabilir, dedim. Yok, o pahalı onu alamam şimdi. Ben mum alayım dedi. Ben de düşündüm ki bugün kendime bir ışıldak alayım. Ona söylemedim artık. Bana ışıldak al diye… Keşke iki tane ışıldak al biri sana biri bana deseydim.  Ama nedense söylemedim işte…
Sonra da, ya zaten bi şey olmaz, dedi. Nereden biliyorsun dedim. Önce İtalya sonra Yunanistan onun hızı kesilir bize gelinceye kadar.  Ben yüzüne öyle endişeli bakmışım ki arkasından hemen ilave etti.  Allahın işi bilinmez ki… Belki de… Yüzünde bin bir soru ve endişe ile merdivenleri indi sonra. Mum alacağı kesin.
Aşağı kattaki köpek nedense çok havladı.  Benim kedi koridora işedi.  Çıktım balkona tekrar gözetledim yaprakları.  Hiç hareketsiz öyle duruyorlar. Karşı apartman taş gibi… İncecik kedi çığlığını duyuyorum.
Ve  vatssup çığlığı: Şu an Midilli’de… Yönü değişmezse Çeşme/Ovacık’tan girecekmiş.
Anaforlu hayatlarımıza bir kasırga format atmaz inşallah… Korkarak bekliyoruz.
                                                                                                         Feride Cihan Göktan
                                                                                                        29.9.2018 /cumartesi